Güvenmek mümkün müdür, hayal midir?

Temel sorulardan biri: Rezillikler bu kadar kârlı ve kolay olunca güvenmek çok riskli olmaz mı? Hatta başka bir ifadeyle kötülük yapmak bu kadar ucuzken, güvenmek aptallık olmaz mı? Böylece diyebiliriz ki, riskli işler yapmayı mantıksızlık olarak gören insanoğlu için güvenmek akılsızlıktır. O zaman “Bu dünyada güvence yoktur,” deyip, kimseye ve hiçbir şeye güvenmeden mi yaşayacağız? Tarihte birçok ünlü komutan ve devlet adamaı bu iddiyı tekrarlamıştır.Söylemeye gerek yok: Bence böyle bir hayat mümkün değildir. Nitekim güvenmemekten bahseden çok gördüm ama güvenmeden yaşayan hiç görmedim. Güvenmenin cam köşkte oturmak kadar tehlikeli olduğunu biliyoruz ama gine de günde yüz kere güveniyoruz. Nedenini araştırdım.

Bir gün bankacının birine “Beni iflas ettirmeye mi çalışıyorsun?” dedim. O da “Sana bu bir tek kötülüğü yaptım diye şikayet etme. Aklın varsa, imkanım olup da sana yapmadığım kötülüklerin çokluğunu bir hesaplasana,” diye cevap verdi ve gülerek “Sonra da bana teşekkür et,” diye ekledi. Düşündüm ve gerçekten beni mahvedebilecek iki darbe daha vurabileceğini ama vurmadığını gördüm. Yapabileceği kötülüklerden vaz geçene biz iyi insan deriz. Kötülük yapıp yapmamak bir seçenektir. İlk yazdığım romanda, oğlan “Baba, bana bu kötülüğü niye yaptın,” diye sorar ve “Yapabildiğim için yaptım. Yaptıklarımızın çoğunun doğru dürüst bir sebebi yoktur, sadece imkanımız olduğu için yaparız, oğlum,” der.

İnsanların kötü yaratıklar olduklarını iddia edenleri haksız bulurum. Samimiyetim olanlara “Kötülük yaparak çıkar sağlama fırsatları karşına çıkıyor mu?” diye sorduğumda “Çıkmaz mı?” “Bazen,” “Çok,” “Her gün,” gibi cevaplar alırım. “O zaman ne yaparsın?” sorusuna da “Nefsime hakim olmaya çalışırım ama bazen de şeytana uyarım,” der dürüst olanlar. Ben bu konuşmalarımdan, insanların çıkar sağlayabilecekleri kötülüklerin çok azını yaptıklarını anlıyorum. Rakam vermekten kendimi alamıyorum: Yüzde beşten bile azını uygulamaya alıyorlar, bence. Kendi gözlemlerim (yürürken bile bir şeyleri sayar ve ölçerim hep: Fabrika yönetme alışkanlığı!) bana bunu gösterdi. O zaman da diyorum ki “Kötülük yaparak çıkar sağlamak imkanlarının büyük çoğunluğunu kullanmadıklarına göre, etrafımızdakilerin çoğu iyi insanlardır.

Maddi veya duygusal çıkar sağlayacak kötülük çeşidi bol: Hırsızlık, şiddet, yalan, yediemin suiistimali, güvenene ve emanetine ihanet etmek veya çocuğuna, annene, vatanına ve ekmeğini sağlayana karşı sorumluluklarını savsaklamak, gerçeği çarpıtmak, gerçeği susmak, gerçeği susmak gerekirken söylemek, iftira atmak, zina yapmak …  Zarar vererek kâr, zevk vesaire sağlama fırsatları bol! Bunca fırsatı kullanmadığına göre, insanoğlu matematiksel olarak iyi bir yaratıktır. Benim rakamlarım öyle diyor. Sadece aralarında çok kusurlu olanlar var. Ne yapalım, onlara dikkat etmek zorundayız. Hayatta parkta gezer gibi dolaşılmıyor.

Yahudi ve Hıristiyan dinlerinin mantığını beğenmem. ‘İlk Günah’ diye bir şey çıkarmışlar. Adem ile Havva günah işleyip cennetten kovulmuşlar. O günden beri bütün insanlar o ‘İlk Günah’ ın suçunu taşıyorlarmış. Yani daha en baştan insanoğlu ana rahminden günahkar doğuyor ve sonra da ömrünü affedilmek için din adamlarına yalvarmakla geçiriyor. Anlayamadığım bir mantıktır bu! Ben İslam’ın yapıcı mantığından anlarım: “Yaratılanı severim, yaratandan ötürü.” İslamda bir hayat felsefesi açıklanıyor ama laf kalabalığıyla değil, sade bir denklemle! Muhteşem! Sebep ve sonuç tek bir denklemde anlatılıyor. Sadece dört kelime!

Ya ben insan denilen bu rezil yaratık hakkında ne düşünüyorum? İslam mantığıyla benim mühendis mantığım uyuştuğu için “İnsan olmak çok zor bir iştir, bu gerçeği kabul ederek karar vermeliyiz,” derim.

Sonuçta güvenip güvenmemek bir hesap işidir, tabii. Ne bir felsefe ne bir din konusudur. Risk hesabını iyi yapabilmek ana sorundur: Güven ama kime, ne zaman ve ne kadar? İşte konu budur. Gelecek yazımda buluşmak üzere …

1 yorumu

  1. Merhabalar sayın Bezmen çok güzel bir konu ve gerçekten uzun zamandır tekrar tekrar okuduğum bir makale olmuş.emeginize sağlık.(bu aralar fazla almasam da) Hiç gazetede yazmayı düşündünüz mü,oysa güzel olurdu diye düşünüyorum.

    Saygılarımla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.