YENİ DÜNYA DÜZENİNİN NESİ YENİ?

Kısa cevap: ‘Güven Temelli yerine, Pazarlık Temelli İlişkiler’ dünyasına hoş geldiniz.

 “Haydaa! Her şey kötüye gidiyor,” diye düşünmeyin. Gördüğüm kadarıyla güven temelli ilişkiler zaten çoktan beri uzun ömürlü olamıyorlardı ve tekrar tekrar müzakere edimeleri gerektiriyordu. Güven zaten narin bir inşaat malzemesiyken şimdi kırılgan olmuş anlaşılan.

Daha önce de Schumpeter’in ‘Yaratıcı Yıkım’ fikrini savunmuştum. Yaratıcı bir düşünce tarzıyla daha iyisini tasarlayan biri, cesaretle eldekini yıkmalıdır. Bazen düzeltici reform (evrim), bazen de yıkıcı devrim günün şartlarına göre daha iyi sonuç verir. Abdülhamit dünya tarihinde tanıdığım en başarılı reformcudur. Muhteşemdir. Ne yazık ki bazı şartlarda en iyi reform aşağıya gidişin hızını kesiyor, hatta durdurabiliyor ama yön değiştirtip yukarı çıkışı başlatamıyor. Atatürk’ün farkı buydu: Bazı önemli şeyleri yıkmadan çağa uygun bir hamle yapılamayacağını gördü. Hedef memleketi çağdaş uygarlık seviyesine götürecek bir yola sokmaksa, cumhuriyet ilan etmek birinci adım, sonra bağımsız hareket etmek için Batıya haddini bildirmek ve üçüncü olarak, vesaire, vesaire … Biraz yıkmadan bazen daha iyisi yapılamıyor.

Gelelim ‘Güvenin yerine Pazarlık!’ olayına.

Güvenin temel olduğu, hatta kutsal kabul edildiği dünyamızda “Artık güvenmek zor!” denirse ne olur?

“Mahvoluruz,” diyenler yok yere üzülmüş olurlar. Neden mi? Çünkü olan olmuş zaten. Varmış gibi yapıyoruz ama aslında Güven pek kullanılmıyor. Yerine ‘Çifte Standart’ diye yeni bir ürün hakim olmuş. Pratik bir alet: ‘Yalan söylemiyoruz veya aldatmıyoruz; sadece

masumane bir tavırla ‘çifte standart’ kullanmak var. Kendime başka, sana başka dendiği an güvenin artık var olamayacağını kabul etmek zorundayız.

Herkesin Çifte Standart uyguladığı bir dünyada, Başkan Trump “İki de neymiş, benim hiç standardım yok. ABD’nin bütün anlaşmalarından çıkıyorum. Bizimle geçinmek isteyen, buyursun masaya, sıfırdan pazarlık yapalım. Ortak bir noktada buluşabilirsek ne âlâ; buluşamazsak ayağını denk asınl,” diyor açıkça. Gayet dürüstçe “Eski anlaşmalara güvenme, işler değişti. Beni çifte standart uygulamaya zorlama, gel birlikte yeni bir müşterek standart bulalım,” diyor.

Dünya böyle hızlı değişince güven denilen kalenin sık sık yeniden inşa edilmesi şart oluyor.

İyi mi kötü mü, düşünelim ve haftaya konuşalım.

Halil Bezmen

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir