EN ÇOK KÖTÜLÜĞÜ BİZE KİM YAPAR?

Tabii ki kendimiz yaparız.

Nasıl mı?

Kendimize iyilik yaparak.

Bu tuhaflığı anlamak için  önce başka bir suale cevap arayalım:

Neden bu kadar çok şikayetçi insan vardır?

Çünkü ortalıkta bir seçenek bolluğu var ve bu seçenek kalabalığı bizde devamlı birşeyler kaçırıyor muşuz hissini yaratıyor. Bilim buna yoksulluk duygusu adını veriyor. Ne zaman bir şey seçsek, bir de bakıyoruz ki, hay Allah, daha iyisi de mümkünmüş.

Hayattan beklentilerimiz devamlı kırbaçlanıyor ve bir beyinsel ve ruhsal ağır işçilik olan ‘Beklenti Yönetimine’ mahkum oluyoruz.  

Refahı yaratmak için, kapitalizm rekabeti evrenselleştirmek zorundaydı Ne var ki rekabet ancak bollukta var olabilir. Bolluk yüzünden tüketim toplumları olduk. Artık her şeyi, maddi ve manevi her şeyi piyasaya çıkarıyoruz ve sonra heyecanla yağmalıyoruz. Önümüze ne çıkarsa tüketmeye kalkışmanın adı ‘Oburluktur‘, ‘Açgözlülüktür’.

Bu zaafı dizginleyemeyenler ne kadar tüketseler de gözleri doymaz ve şikayetçiler sınıfında mutsuz yaşar, giderler. Kendimize fazla iyilik yapmanın doğurduğu sinsi tatminsizliğe ‘Bolluk Bunalımı’ adını verdim.

Bir laboratuvar deneyinde farelere istedikleri kadar yem vermişler. Kıtlık yok, kavga yok. Bolluk var huzur var. Sorunsuz sağlıklı bir hayat sürmüşler. Bu mutlu topluluğun beşinci kuşağından sonra çiftleşmekten vaz geçenler olmuş ve zaman içinde kimse yavrulamayınca fare kalmamış.

Başa dönersek:  Kendimize fazla iyilik yaparsak, kötülük yapmış oluruz.

Halil Bezmen

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir