ÇOCUKLARA NE KADAR HARÇLIK VERİLİR?
“Ben görmedim bari çocuğum görsün.”
Her anne ve babanın kalbini ısıtan bir duygudur bu. Evet ama dikkat: Bolluk ölümcüldür. İnsanoğlu BOLLUĞA DEĞİL KITLIĞA karşı mücadele edecek şekilde tasarlanmış bir yaratıktır. Diğer hayvanlar gibi kaçmak, saklanmak, aç kalmak, soğuğa, korkuya, yorgunluğa, düşmanlıklara ve çaresizliğin paniği gibi zorluklara direnebilecek sağlayacak fiziki ve manevi araçlarla donatılmıştır. Bolluk bu değerli niteliklerini gereksiz kılar. Bollukta savunmasız kalır. Kolay gıda şişmanlatır, kolay sevgi şımartır, kolay başarı tembelleştirir. Hele kolay paranın ne belalar getirdiğini hepimiz biliriz.
“Parayı helalinden kazanmış, vergisini de ödemiş ya, istediği gibi harcar,” deriz. İşte o ‘İstediği gibi harcar,’ noktasına geldik mi, uçurumun kenarındayız demektir: O noktadan sonra paramızı değil kendimizi harcamaya başlarız. Örneğin kibir denilen zaafın eline düşeriz.
Konumuz çocuklara verilecek harçlık.
Sizin zenginliklerinizi tabii ki paylaşacaktır, en pahalı okullara gönderelim ama cebine koyacağınız harçlık okul ortalamasının iyice altında olmasına dikkat etmeliyiz. Sizin zenginliğinizi paylaşacak ama kendi parası olmayacak. Dedem “Zengin evin aç kedisi,” der ve babamı bana uyguladığı ‘sıkı para politikası’ için kutlardı. Sık sık “Para bozar,” derdi. Haklıydı çünkü gördüm ki parayı rezil olmadan harcamak rezil olmadan kazanmaktan daha zor olabiliyormuş. Gençlerin harçlıkla terbiye edilmesi ince bir iştir!
Bir gün Zübeyde Teyzeme “Üniversite bitiyor, hâlâ bir kızı akşam yemeğe çıkaramadım, ancak kirayı ödeyip karnımı doyurabiliyorum,” dediğimde “Kızlar senin üç kuruşluk yemeğini ne yapsınlar? Onları güldür, hayat boyu yanında aç gezerler,” dedi.
Bazı blogları yazarken işe yaradığım hissine kapılırım ve sevinirim. Bu onlardan biri oldu.